top of page

PROBLEM ÇÖZME / Paul Brunton


Aşılması çok güç gibi gözüken problemlerin üzerine cesaret ve pozitiflikle gittiğiniz takdirde çözümlenmeyecek güçlük olmadığını göreceksiniz. Bu davranış zaman içinde kaybettiğiniz neşe ve ümidin aslında her zaman varolduğunu ve etrafınızda sürekli olarak dönüp durduğunu anlamanızı sağlayacaktır.

Düşüncelerini sadece karşılarına çıkan problemlerin güçlükleri, önerilen çözümlerin tehlikeleri veya kendilerinden istenen fedakarlıklar üzerinde konsantre edenler problemlerini asla çözemeyeceklerdir.


İçsel ve dışsal güçlükler çoğu zaman birbiriyle bağlantılıdır. Dışsal anlamda oluşan çirkin görünümler pekala toplum tarafından kabul görmüş kutsiyetteki araçların da yozlaştırılıp çıkarlara alet edilmesiyle sonuçlanabilir. Kötülüğe hizmet eden güçler, insanların üzerinde etkili olan şeyleri kullanarak maksatlı saldırılarda bulunabilirler. Böyle bir durumla karşı karşıya kalan kişi, tüm olumsuz şartlara rağmen onlarla elinden geldiği kadar mücadele etmelidir. Olumsuz güçlere karşı yaptığınız mücadelede zaaflarınızı kontrol edemezseniz, bu boşluk karşı taraftakilere davet niteliğinde bir kapı açmak olacaktır. Mücadelenizde başarı elde etmek istiyorsanız, kontrolünüzü kaybetmemelisiniz. Eğer egonuzu ve zaaflarınızı kontrol altına alamazsanız, farkında olmadan etrafınıza çektiğiniz setlerle size ulaştırılmak istenen ruhsal yardımların size ulaşmasını engellemiş olursunuz. Böyle bir zamanda, örneğin, içki içmek gibi kolay bir yoldan kurtuluş arama eğilimi anlaşılmayacak bir davranış biçimi değildir. Her şeye rağmen ruhsal hayatınıza, yaşam hedeflerinize ve çevrenizdeki insanlara karşı üstlenmiş olduğunuz vazifelerinizi hatırlamalısınız.


Problemlerinizin cevabının sizin içinizde olduğunu görmeyi başaramadığınız, aksine o cevabın çevrenizde bulunduğunu söyleyerek ilk akla geliveren kolay bir açıklamayı tercih ettiğiniz müddetçe problemleriniz çözümsüz kalacaktır.


Başarısız olma ve kaybetme korkusunun üzerinizde yarattığı gerilimlerden kurtulabilirseniz probleminizi çözme olasılığınız kat kat artacaktır.


Bir problem bize ne kadar can sıkıcı görünürse görünsün, ona karşı bencilce tavrımızdan vazgeçip, düşük seviyeli duygularımızı ondan uzak tutabilirsek, mümkün olan en iyi çözüm kendiliğinden gelişecektir. Böyle bir çaba sonucunda düşünce ve duygularınızdaki sihirli değişimi şaşırarak fark edeceksiniz. Bu tavır yüce güçlere kapıyı açıp, onların bize yardıma gelmelerini de mümkün kılacaktır.


Kişisel problemlerinizi, ilgilerinizi veya güçlüklerinizi aşkın bir gücün ellerine bırakabilir misiniz? Hem ilk hem de son işlem budur. Ama bu arada akıl, gözlem, deneyim, yetki ve uzmanlaşmış bilgiden yardım almaya sevk edilebilirsiniz.


Akıl ve uygulama yoluyla olağan yaklaşımlar Yüksek Benlik tarafından da kontrol edilip aydınlatılırsa çözümsüz gibi görünen problemleri bile sükunetle karşılayıp hakkından gelebilirsiniz. Bu, Yüksek Benin asla bizi terk etmeyen mevcudiyeti ve iyileştirici gücüyle gerçekleştirilebilir.


Problemi meşgul olması için Yüce Kudret’e havale edince siz ne yaparsınız? Önce egoyu meseleye hakim olmaya çalışmaktan alıkoyarsınız. İkinci olarak, diğer kişiyi Yüksek Benliğin ilgisine bırakır, durumu evrensel ahenk içine dahil edersiniz. Birinci durumda onunla meşguliyet artık sizin arzularınızın kısa görüşlülüğü ve zekanızın derinlere inemeyen nüfuzu ile sınırlanmış olmayacaktır. İkinci durumda, kişi Yüksek Benliğin iyileştirici, yenileyici ve teskin edici güçlerine maruz bırakılacak ya da onunla alakalı herkesin nihai iyiliği için evrenin akılcı tabiatı yoluyla, mümkün olan en iyi şekilde, bunlardan yararlandırılacaktır.

Planladığınız herhangi bir dünyasal harekete saplanıp kalmayınız, her zaman yüce bir yol gösterme ile belirlenen bir değişikliğe kendinizi açık tutunuz. Biliniz ki böyle bir belirleme sezgisel olarak içten gelebileceği gibi, dışınızdaki olaylar yoluyla da gelebilir.


Üzerinde yeterince düşündükten sonra probleminizi zihninizden tamamen çıkarınız ve kendi içinizdeki sezgisel unsura teslim ederek pasif bir vaziyette ve sabırla bekleyiniz. Eğer yeterince derinleşip, kendinizi verirseniz, bu unsura dokunabilir ve anında ondan bir çözüm bekleyebilirsiniz. Bunu yapamadığınız takdirde başka bir zaman yeniden denemeniz ve belki de defalarca denemeniz gerekecektir. Hiç ummadığınız bir sırada, bir derin düşünme anında ya da uykudan uyandığınız sırada sorunuzun kolayca bulunamayan cevabı size apaçık bir gerçek tarzında sunulabilir.


Kafanızı karıştıran bir durumda bütün sorumluluklardan kaçmak ve başka birinin sizin adınıza karar vermesine yol açmak kendi gelişiminize ya çok az katkı yapar ya da bunun hiçbir katkısı olmaz, ama siz karar verirken daha deneyimli insanlardan yardım istemeniz gayet yerinde bir davranıştır.


Gücünüz oranında her şeyi deneyip hala istediğiniz sonuçları alamıyorsanız, gerçek varlıksal ihtiyaçlarınızı yeniden gözden geçirmelisiniz. Unutmayınız ki, aklın alamayacağı bir sistem içerisinde bulunuyorsunuz ve kendi iradenizle tüm sistemin işleyişini değiştiremezsiniz. Önemli olan gerekli çabayı gösterip geriye çekilmek, içine girilen durumu hazmetmek ve olup bitenleri zamana bırakmaktır.


Niçin sadece karışık problemlerimizde ve boğucu sıkıntılarımızda, mutsuz, perişan ve sağlıksız dilenciler olarak Tanrı’nın huzuruna çıkarız? O’na, O’nun yüceliği için, sadece O’nun sevgisi için neşeyle gidemez miyiz?


Yaşamınıza sezgisel olarak yön verme ihtiyacı genel olarak büyük hatalar işlendikten ve sonuçları hissedildikten sonra gündeme gelir. O zaman görürsünüz ki ne zeka ile hesap yapmak yeterlidir, ne içgüdüler ile hissetmek, ne de duyguya dayanarak hareket etmek, çünkü bunlar sizi önlem alınması mümkün ıstıraplarla karşılaştırmıştır ve diğer insanlarda da size pişmanlık getiren ıstıraplara yol açmıştır. Sezgisel duygunun doğması ve size rehberlik etmesi için içten gelene kulak vermenin ve mantal bir rahatlık içinde beklemenin gerekli olduğunu öğrenirsiniz.


Öyle zamanlar vardır ki, ufuk önümüzü göremeyecek kadar karanlık, içinde bulunulan nokta pek çok belirsizlik ve risklere gebe, düşünce ve duygularımız ise tedirginlik içinde olabilir. Kendimizi böyle durumların içinde bulduğumuzda yüzeysel endişe ve benlik korkularımızdan sıyrılıp, sükunetle yüce kudrete ve evrensel yasaların işleyişine teslim olursak gereken güç ve cesaret kendiliğinden ortaya çıkacaktır.


Kendini keşfedip tanımaya gösterilen bu dikkatin dünyaya veya onun problemlerini halletmeye bir yardımı dokunmayacağını ileri sürüp karşı çıkanlara şu şekilde cevap verilebilir: Birincisi bu, dünyaya yapılacak yardımın bir parçasıdır. İkincisi bunun insanın bu problemlerini nasıl çözümleyebileceğini daha iyi görmesi amacıyla onu ilham veya yaratıcılık kaynağına yaklaştırmasıdır ve üçüncüsü de çevreden soyutlanmanın geçici olması ve topluma her dönüşünde insanın daha iyi bir birey olacağıdır.



Kaynak: Yazarın Ege Meta Yayınları’ndan yayınlanan Sorumluluk Sahibi İnsanlar İçin Öneriler adlı kitabından alınmıştır.

Yorumlar


Duyuru Bültenimize kayıt olun!

Kayıt olduğunuz için teşekkür ederiz.

Hasnun Galip Sokak, Pembe Çıkmazı No:4 D:4 80060 Beyoğlu - İstanbul Türkiye

212 243 18 14

bilyay@bilyay.org.tr

© 2026 BİLYAY VAKFI
 

bottom of page