GÖBEKLİ TEPE'deki oymalar, dünyanın en eski güneş takvimini mi temsil ediyor?
- BİLYAY Vakfı

- 22 Tem 2025
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 23 Tem 2025
Türkiye'nin güneyinde keşfedilen bir arkeolojik alan olan Göbekli Tepe, incelikle oyulmuş birçok sembolle bezeli, neolitik tapınak denilebilecek etrafı çevrilmiş bölümler içeriyor.
Göbekli Tepe, tarih öncesinde yaşamış insanların özellikle ritüel gereksinimleri için kendi elleriyle inşa ettikleri megalitik yapıların bilinen en eski örneklerinden biri. Etkileyici anıtsal mimarisi, neolitik dönemin, çömlek yapımı öncesinde, MÖ 9.600 ile 8.200 arasında avcı-toplayıcılar grupları tarafından inşa edilmiştir.
Göbekli Tepe, Harran Ovası'na bakan tepelerde geçen yüzyılın sonlarına doğru keşfedildi. Fırat ve Dicle nehirlerinin üst bölgeleri arasında, İncil’de İbrahim peygamberin doğum yeri olduğu söylenen eski Ur kentinin yer aldığı modern Şanlıurfa kentinin yaklaşık 12 km kuzey doğusunda yer almaktadır.
1994 yılında başlayan Göbekli Tepe'deki arkeolojik kazılar, etrafı çevrili dört büyük ve neredeyse dairesel bölüm ve genellikle daha küçük olan diğer birçok dikdörtgen yapıyı ortaya çıkardı.
Her yuvarlak bölümün tam ortasında, taşa oyulmuş çukurlar içine yerleştirilerek dikilmiş T şeklindeki iki daha uzun, pürüzlü yüzeyi olan taş sütunun çevresinde yine, taşa oyulmuş çukurlar içine yerleştirilerek dikilmiş T şeklindeki daha kısa taş sütunlar içermektedir.
Arkeologlar başlangıçta Göbekli Tepe'nin sadece bir kült merkezi olduğunu düşündüyse de daha sonraki kazılar, Göbekli Tepe'nin de artık yaşam alanları olduğu düşünülen dikdörtgen binalarla çevrili bir yerleşim olduğunu göstermektedir. Büyük dairesel bölümler hala “özel” binalar olarak kabul ediliyor ama bunların belirli bir kült amacı mı taşıdığı veya önemli ailelerin daha büyük evleri mi olduğu konusu hala tartışılıyor. Bu tartışma bağlamında, yuvarlak bölümlerin tam ortasındaki en büyük sütunların ilahları mı yoksa Göbekli Tepe’yi inşa edenlerin atalarını mı temsil ettiği tartışması da var. Her iki durumda da, bu büyük yuvarlak bölümleri kapatan çatıları olduğu düşünülmektedir ancak bu konuda henüz kesin kanıtlar yok.

Edinburgh Üniversitesi arkeoloğu Martin Sweatman, Time and Mind dergisinde yayınlanan makalesinde, “Şimdiye kadar ortaya çıkarılan en büyük yuvarlak bölüm olan D yapısı, (çapı 30 m), bu sit alanında ölçülen en eski radyokarbon tarihi olarak MÖ 9530 tarihini üretti” diyor. “Bu tarih, yaklaşık olarak, kuzey yarıküre ikliminin, 1.200 yıldan fazla süren buzul çağının Erken Dryas iklimsel döneminin ardından, ısınıp coştuğu Epipaleolitik-Neolitik sınıra yaklaşık olarak uymakta. Ancak, Göbekli Tepe’nin meskûn olduğu en eski tarih bilinmiyor” diye ekliyor.
“Toprak altı radar taramaları, ana yapıyı merkez alarak yerleştirilmiş diğer birkaç büyük yapının da ortaya çıkarılmayı beklediğini gösteriyor.” diyen Sweatman, “Sit alanının yüzeyinin sadece küçük bir kısmının kazılabildiği ve temeldeki kayalık kısma doğru henüz çok küçük bir alanın kazıldığı göz önüne alındığında, Göbekli Tepe’nin kökeninin, MÖ 10.800 civarında Erken Dryas’ın başlangıcına daha yakın olduğunun keşfedilmesi mümkündür.” diye devam ediyor ve ekliyor: “Aslında, bilim adamları Göbekli Tepe’nin Paleolitik bir kökene sahip olabileceğini öne sürdüler.”
Göbekli Tepe'deki sütunlara oyulmuş V şeklindeki sembollerin yeni bir analizinde, Dr. Sweatman, her V'nin tek bir günü temsil edebileceğini öne sürdü. Bu yorum, sütunlardan birinde 12 ay ve 11 ekstra günden oluşan 365 günlük bir güneş takvimini saptamasını sağladı. Yaz gündönümü ise o tarihlerde yaz gündönümü takımını temsil ettiği düşünülen kuş benzeri bir canavarın boynuna takılan bir V işareti ile temsil edilen ayrı, özel bir gün olarak görünür. Sit alanına yakın ve muhtemelen ilahları temsil eden başka heykellerin de boyunlarında benzer V işaretleri vardır.
Hem Ay’ın hem de Güneş’in döngüleri tasvir edildiği için, bu oymalar Ay’ın evrelerine ve Güneş’in konumuna dayanarak, bilinen diğer bu tür takvimlerden binlerce yıl öncesine ait ola, dünyanın en eski ay-güneş takvimini temsil ediyor olabilir.

Sweatman, “Bu kadim dönemin insanları, yaklaşık 13.000 yıl önce veya MÖ 10.850’lerde parçalanan bir kuyruklu yıldızın dünyaya art arda çarpan parçalarının kaydını düşmek için Göbekli Tepe’de bu oymaları yaratmış olabilirler. Böyle bir kuyruklu yıldız çarpmasının, 1.200 yıldan fazla süren ve birçok büyük hayvan türünü yok eden bir mini buzul çağını başlattığı öne sürülmektedir. Ayrıca, bu buzul çağının bitişinin hemen ardından, Batı Asya’nın Bereketli Hilal’inde medeniyetin doğuşuyla bağlantılı olduğu düşünülen yaşam tarzı ve tarımdaki değişiklikleri tetiklemiş olabilir.”
Göbekli Tepe’de gün ışığına çıkartılan bir başka sütun, kuyruklu yıldız parçalarının kaynağı olduğu düşünülen Taurid meteor yağmurunu, 27 gün süren ve Kova ve Balık takımyıldızları yönlerinden yayılan bir şekilde resmediyor gibi görünmektedir.
Bu bulgu, bu kadim dönemlerde yaşayan insanların, gökyüzündeki takımyıldızların gözlemlenmesinde değişimlere yol açan Dünya’nın eksenindeki yalpalama (presesyon) fenomenini kullanarak, MÖ 150’de Antik Yunan’da Hipparchus tarafından belgelenmesinden en az 10.000 yıl önce, takvimsel kayıt tutabildiklerini de doğruluyor gibi.
Sütunlar üzerindeki oymalar, Göbekli Tepe’de yaşayan kadim insanlar için binlerce yıl önemli olmuş görünüyor ve bu durum, araştırmacılara kuyruklu yıldız parçalarının çarpması olayının, insan medeniyetin gelişimini etkileyen yeni bir kült veya dini tetiklemiş olabileceğini düşündürüyor.
Bu bulgu ayrıca, dünyamızın yörüngesinin normalde meteor yağmuru gibi deneyimlediğimiz kuyruklu yıldız parçalarının yolundan geçerken, kuyruklu yıldız parçalarının yeryüzüne çarpması ihtimalinin giderek arttığını savunan bir teoriyi de destekliyor.
“Anlaşılan o ki Göbekli Tepe sakinleri, dünyalarının bir kuyruklu yıldız çarpması sonucunda harap olması göz önüne alındığında, gökyüzünü son derece dikkatle gözlemlemekteydiler.” diyen Sweatman, “Bu olay, yeni bir din başlatarak ve soğuk iklimle başa çıkmak amacıyla tarımdaki gelişmeleri motive ederek uygarlığın ortaya çıkışını tetiklemiş olabilir.” ve “Muhtemelen, bu insanların gördüklerini kaydetme girişimleri, daha sonraki bin yıl içinde yazının gelişmesine yönelik ilk adımlardı.” diye ekliyor.
*********
Martin B. Sweatman, Representations of calendars and time at Göbekli Tepe and Karahan Tepe support an astronomical interpretation of their symbolism. Time and Mind, 24 Temmuz 2024
.jpg)


Yorumlar