 |
|
 |
|
|
| |
Varlıksal İlkeler
SUNUS
Düsünen her kisi ve toplumun açikça görebilecegi gibi insanlik büyük bir Degisimin sanci ve sarsintisi içindedir. Maddi ve manevi tüm kurumlar yozlasma alanlari halindedirler. Tüm degerler safligini yitirmis durumda ve insan sayisi kadar dogru ve yanlis var. Herkes farkli dili konusuyor ve kimse kimseyi anlamiyor. ünki insanlik kusku duymadan ortaklasa basvurabilecegi bir BIRLESTIRICI BILGI'ye sahip degil. Insanlik bir yandan özüne (ruhuna) ve insan olarak gerçek vazifesinin ne olduguna ait bilgisizlikten dogan anlayissizliginin istirabini yasarken, öte yandan herhangi bir manevi otoriteye suurlu olarak bagli olmadan kendi yolunu kendi seçmek, kendi gerçeklerini yasamak ve doyuma ulasmak istiyor. Bütün insanlik her türlü çalkanti ve sarsintisiyla yeni bir çaga geçmenin hazirligi içindedir. agimiz insanligi ruhsal ve suursal seviyesi bakimindan hizli bir ilerlemeye tabi tutulmustur; ancak bunu belirleyecek temel bilgisi eksiktir ve yaptigi yorumlar yetmemektedir. Insanlarin kendileri ve dis dünya hakkinda sorduklari sorulara, her seviyeyi tatmin edecek sekilde cevap verebilecek yeni bir BILGI'ye ihtiyaç vardir. Bu nedenle yeni çag, "Birlestirici BILGI agi" olacaktir. Insanliga eskiyle kiyas edilmesi mümkün olamayan yeni BILGI lazimdir. Iste, insanin sadece kendisinden ve yakinlarindan degil, herkesten, her seyden ve Dünyadan da sorumlu oldugunu idrak etmesini saglayacak evrensel bir BILGI'nin, bir Yüce BILGI'nin, bu gelecegin her seyi BIRLESTIREN BILGI'sinin herkes tarafindan bilinir hale gelecegi zaman beklenmektedir. Insanlar Evrensel 'den çok azina sahip olduklari için, kisisel anlayislarinin yegane hakikat oldugunu zannetmekte ve bu nedenle bir türlü aralarinda anlasamamaktadirlar. Dünya barisinin kurulmasini engelleyen bu kargasa, BIRLESTIRICI BILGI'nin ortaya çikisi ile son bulacaktir. Bu Bilgi: Hiçbir sembol kullanmaksizin açik, sade ve kesin bir ifadeyle Evrensel Ilkeler'i açiklamali; tüm kutsal kitaplarin dogrularini ele alarak dinler arasindaki ayirimlari ortadan kaldirmali; din ve bilimi bir bütün haline getirmeli; insan iliskilerindeki inanca ve zanna dayali engelleri kaldirmali ve ayrica insanlarin henüz su ana kadar kavrayamadiklari birçok kapsamli bilgileri de içermelidir. Yeni BILGI dil, din, irk, cinsiyet, yöre ve ekonomik durum bakimindan hiçbir ayirim gözetmeksizin her insanin anlayis düzeyine hitap edebilmelidir. Yukaridaki hususlari içeren böyle bir Yüce BILGI insanligi aydinlatarak, ona yol gösterme zamaninin geldigine inaniyoruz. Her ülke gibi Türkiye de insanligin suurlanmasina ve uyanmasina asirlarca hizmet etmistir. Anadolu insani binlerce yildir bu misyonunu yerine getirmek maksadiyla çesitli sekillerde yetistirilmis, yönlendirilmis ve bugünlere hazirlanmistir. Yüce BILGI bu ülkeden dogacak (yayilacak) ve bu Ülke tarafindan tüm insanliga duyurulacaktir. Dünya insanligini üstün bir tekamül siçrayisina dogru yönlendirecek, mevcut bütün anlayislari, zaman içinde Tek Gerçeklik haline getirecek ve böylece tüm insanligi aydinlatarak ona rehber olacak Yüce BILGI'nin insanliga sunulma zamani hizla yaklasmistir. Yeni BILGI'ye kavustuktan sonra birlik, beraberlik ve esitlik ruhunu sevgi, yardim ve dayanisma ile pekistiren insanlik, içinde bulundugu derin çikmaz ve bozgundan kendi kendini kurtarabilecektir. Artik her insan kendini sever gibi her insani sevmek, komsusu ile geçinir gibi her insanla iyi geçinmek idrakine varacaktir. Bu Vazife duygusu ve anlayisiyladir ki, Dünyaya Ruhsal ve Moral Yasalar hakim olacaktir. Elinizdeki bu kitapçik, Dernek çalismalarimizin küçük bir ürünüdür. Amacimiz daima dengeli ve dogru olani aramak, özgürlük, sevgi ve ahenk dolu bir dünyanin yapilanmasina katkida bulunmaktir. Kitapçikta özetlenen bes Ilke'nin (Varligin Birligi Ilkesi, Varliksal Esitlik Ilkesi, Seçme Özgürlügü Ilkesi, Varliksal Iradelerin Çelismezligi Ilkesi ve Varligin Bildiginden Sorumlu Oldugu Ilkesi) sizlerde yeni ilhamlar uyandiracagina ve bizi daha iyi tanimaniza yardimci olacagina inaniyoruz.
Saygilarimizla. Insanligi Birlestiren Bilgiyi Yayma Vakfi
1. VARLIGIN BIR'LIGI ILKESI Varlik, sonsuz olan Yaradan'in tezahürü ya da yansimasidir. "Varligin Bir'ligi" Ilkesi'ni anlamaya çalisirken önce, Yaradan kavramini ele almak gerekecektir.
Yaradan'in Bir'ligi Yaradan mutlak ve sonsuzdur. Bundan dolayi beserî ve göreceli olan isim ve sifatlar O'nu tanimlayamaz. Hiçbir seyle kiyaslanamayan ve sadece Kendisine benzeyen Yaradan, hiçbir seyden etkilenmez ve degismez. Varlik'ta Yaradan'a ait hiçbir zerre yoktur. Bu cevher farkliligi sebebiyle O'na ulasilamaz. Bununla beraber Yaradan, Varligi'yla, kanunu vasitasiyla irtibattadir (Zat'i bakimindan degil). Sonsuz boyutlarin, mekânin ve zamanin sahibi olan Yaradan, Varlik tarafindan anlasilamaz. Yaradan'i Zat'i bakimindan degil, sadece tezahürlerini gözlemekle anlamaya çalisabiliriz. Var olan her sey O'nu sembolize eder. Kâinatin düzeni Yaradilis Kanunlari'yla saglanir. Varlik sonsuzluk içinde bu Kanunlari ögrendikçe Yaradan hakkinda bazi sezgilere varabilir. Esasen Yaradan kavrami veya Yaradilis Kanunlari, o Kutsal Tohum, farkinda olsun ya da olmasin her varliga dagilmis ve onlarin yapilarina nüfuz etmistir. Merkezi her yerde, dis yüzeyi hiçbir yerde olan küre sembolizmi de ayni seyi ifade eder. Mutlak hareketsizlik ve denge hâlinde olan Yaradan BIR'dir, TEK'tir ve AYNI'dir.
Var Etme Eylemi Hiçbir varligin asla anlayamayacagi bu eylem, ancak Yaradan'a ait bir Bilgi'nin sonucudur. Yaradan'in tek bir eylemi vardir; o da Varlik meydana getirmektir. Tek olan Yaradan'dan yansiyan yegâne sey Varlik'tir. Yaradan ve Yansimasi ayni sey degildir. Bu yansima dalga dalga varlik sistemleri hâlinde, çokluk olarak tezahür eder. Yaradan'a ait olan bu Fiil, yoktan var etmektir. Var olan, yoklugu idrak edemez; yokluk, varlik için "Hiçlik Sistemi"dir. Varligin esasi form (sekil) degil, özdür. Baska bir ifadeyle Yaradan tarafindan var edilen form degil, özdür. Var etme, zaman ve mekân disi küresel bir eylemdir (çünki zaman ve mekân da varliktir). Yani bu eylem, sonsuzlugu kapsayan tek, bütünsel (küllî) ve anî bir Olus darbesidir. Yaradan tarafindan meydana getirilen Varlik, bünyesinde "Varliksal Ilkeler"i ya da "Tanrilik Bilgi"yi tasiyacak sekilde var edilmistir.
Varligin Bir'ligi BIR olan Yaradan'in var ettigi de Bir'dir. Varligin Bir ve Ayni olusu Yaradan'in BIR'liginden dolayidir. BIR olandan ancak Bir olan sadir olur. Yaradan'in Kanunu degismez oldugundan farkli statüde varoluslar düsünülemez. Olus, tek BIR Kaynagin, yani Yaradan'a ait tek bir Kanun'un eseridir. Bu sebeple Yaradan için Varlik Bir'dir. Tezahürden önceki küresel varolusta tekâmül ve hiyerarsi söz konusu degildir. Zaman, mekân ve hareket yoktur. Sadece Bir olan Varlik mevcuttur. Kâinatlar ve o kâinatlarda tekâmül eden sonsuz çesitlilikteki varliklar ayri ayri yaratilmamistir. Farkli olarak gördügümüz sayisiz varlik sistemleri, tek Bir Varligin çesitli boyutlardaki tezahüründen ibarettir. Küresel bir bütünlük hâlinde olan varliklarin tümü, her biri ayri varlik çesidini yansitan sonsuz yüzeyli tek bir elmas gibidir. Bu bütünlük "Kozmik Yumurta" seklinde sembolize edilmistir. Varligin Birligi ve Bütünlügü, bassiz ve sonsuz olmaktir. Her varlik hem bastir, hem sondur. Varligin BIR'ligi, görünmeyen bir BIR'liktir. Bu Bir'lik öz ya da varolus bakimindandir. Yani farkli farkli gördügümüz tüm varliklar, yapilarinda ayni mayayi tasirlar. Varligin BIR'ligi, yaratilisin sonsuzlugunu ve küreselligini ifade eder. Yaradan karsisinda varliklar degil, Varlik vardir. Bu Varlik Bir, Tek ve Ayni'dir. "Varligin Bir'ligi" Ilkesi'ne bagli olarak bütün varliklar esittir ve seçme özgürlügüne sahiptir; ancak varliksal iradeler birbirini çelmez.
Yaratilis ve Tezahür Yaradan'in tezahürü Varlik'tir. Tezahür eden Yaradan'in Kendisi degil, O'nun Bilgisi ya da Kanunu'dur. Kâinat bütünüyle Yaradan'in tezahürü ya da yansimasidir. Tezahür, mutlak sonsuz olan Yaradan'in kendisini sinirli olanla ifade etmesi demektir. Yaradan tarafindan bakildiginda sonsuzlugun sonlu hâle gelmesi söz konusudur. Ancak bu tezahür, varlik açisindan gene de sonsuzdur. Bu bakimdan ele alindiginda, varlik, çokluk demektir. Yaradan'in Olus (var etmek, varlik meydana getirmek) Eylemi yaratilis degildir. Yaratilis; zamana ve mekâna bagli maddî sistemler içinde, Varligin forma (sekle) bagli olarak tezahür etmesidir. Saf maddenin kendisinde herhangi bir form, herhangi bir ide yoktur. Maddeye sekil veren varliktir. Sekilsiz (amorf) olan madde, varlik tarafindan sekillendirildikten sonra bildigimiz evren meydana gelmistir. Yaratilis ya da imalât (prodüksiyon), yani mevcut olani sekillendirme Yaradan'a degil, Varliga aittir, Varlik Yaradan'in var ettigine sekil vererek yaratma fiilini gerçeklestirmistir. Görülüyor ki, Yaradan'in Kanunu'nu uygulayan ve en büyük varliksal ilkelerden olan "Seçme Özgürlügü" Ilkesi'ne bagli olarak Yaratilis Fonksiyonu'nu yerine getirmeyi seçen "Tanrilar" ya da "Ilâhlar" vardir. Küresel Varlik âleminde yaratilis süreklidir, yani bu faaliyetin basi ve sonu yoktur. Bu Varlik bütünlügünü hissedebiliriz, ama asla anlayamayiz.
Yaratilanlarin Birligi Yaratilanlar, yani yine Varligin sebep oldugu ve de sonsuz boyut, mekân ve zamana dagilarak çokluk hâlinde tezahür eden varliklar (mevcudat), ayni özü tasidiklarindan ve ayni Yaratilis Kanunu'na tâbi olduklarindan Bir ve Tek'tirler.
Birlik'ten Çokluga Yaradan tarafindan meydana getirilen Varlik'ta, o tüm varolusun Bilgisi saklidir. Bir Merkez'den itibaren, içten disa genisleyen küreler tarzindaki varlik sistemleri sonsuzluga uzanir. Bu yaratilis küresindeki varlik sistemleri birbirinin tezahür sebebidir. Bir tezahür, kendinden önceki bir tezahürün sebebidir. Bir önceki bir sonrakini türetir. Yani varlik, varligi yaratir. "Yaratilan, Rabbine benzer" ifadesi bu anlama gelir. Yani varlik için Asli'na uygunluk söz konusudur. Ancak tüm varliklarin mayasi Yaradan'dan dolayi Bir'dir. Bu sebeple yaratilmis olanlar Bir'dir. Günes isiginin bir prizmadan geçerek yedi renge ayrilmasi gibi Bir olan Varlik, çesitli boyutlarda, o boyuta has zaman ve mekân sartlarinda farkli form ve yapida tezahür etmis ve böylece zahirî bir çokluga dönüsmüstür. Bununla beraber özde Birlik oldugu için, "Yukaridaki asagidakine, asagidaki yukaridakine benzer." denmistir.
Çokluktan Birlige Yaratilis Yaradan'dan itibaren açilmaya baslar. Merkez'de ve her seyin basinda O vardir; her sey O'na dogrudur. Tekâmül, zaman ve mekân içerisinde bulunan bir degisme olup Merkez'e yaklasmanin bir ölçüsüdür. Ancak bu asla ulasilamayacak bir Merkez'dir. Varlik, yaratilis küresinin Merkezi'ne yaklastikça ayrintilar ortadan kalkar. Tâbi olunan kanun sayisi azalir, ama bu kanunlarin kapsami genisler. Her sey Bir'lesir ve ayniyet kazanir. Bu nokta Birlik (Teklik, Vahdet) Suuru'nun Merkezi'dir. Hakikî Birlik oradadir. O Merkez'den sonsuzluga yayilan Suur alani içerisine giren varliklar, Birlik fikrine, yani Merkez'e dogru çekilirler. Orada "sen-ben" yok, "biz" vardir. Varliklarin tekâmül seyri, sonsuza dek o Birlik Merkezi'ne dogrudur.
"Varligin Bir'ligi Ilkesi"nin Etik Sonuçlari "Varligin Bir'ligi Ilkesi"nin fizik plândaki tezahürü olarak, bedenli hâlimizle, kozmik bir bedenin hücreleri gibi birbirimize bagli durumdayiz. Mekânda isgal ettigimiz konuma bakarak bedenler arasinda gördügümüz bosluklar bizi yaniltmaktadir. Bu yanilginin sonucu olarak kendimizi baskalarindan ayri gibi, bireysellik varmis gibi düsünerek "sen-ben" davasi güderiz. Oysa insanlik Tek Bir Seydir. Bütünsel bir Akil (Zekâ ya da Suur) fizik kâinatta ancak böyle görünmektedir. Insan varliginin bireysel tekâmülü, tüm insanligin kolektif tekâmülüne baglidir. Bu sebeple insan, toplum içinde "Yardimlasma ve Dayanisma Kanunu"nu bilerek uygulamalidir. Görülüyor ki, "her koyun kendi bacagindan asilmamaktadir". Tekâmül seyri Birlik fikrine, yani Birlik Suur Alani'nin Merkezi'ne dogrudur. Ne yaparsak yapalim, o Merkez'e dogru hareket ederiz. Aslinda hepimiz Bir'iz. Bu nedenle "Birimiz hepimiz, hepimiz birimiz için" ifadesi kullanilmistir.
2. VARLIKSAL ESITLIK ILKESI Tüm varliklar varoluslari bakimindan Yaradan karsisinda mutlak olarak esittirler. Varliksal Esitlik Ilkesi, Varligin Bir'ligi Ilkesi'nin dogal bir sonucudur. Bir olan Varlik, farkli ve esit olmayan formlar içinde olmakla beraber, ayni parlaklikta tezahür etmistir.
Varligin Bir'ligi Ilkesi'nden Varliksal Esitlik Ilkesi'ne Varliklar ayri ayri degil, tek bir Kanun'a bagli olarak ve ayni Varliksal Ilkeleri bünyelerinde tasiyabilecek sekilde yaratilmislardir. Bu sebeple Bir olan Varlik, Tanri karsisinda oldugu gibi birbirleri karsisinda da esittir. Bir olan Varligin tezahür âleminde çokluk arz etmesi, varliklarin Seçme Özgürlügü Ilkesi'ne göre hareket etmelerinden kaynaklanir. Varliklar sonsuz maddî sistemlerde görünürken kendi iradelerine göre bir vazife alirlar. Özde Bir ve Esit olan varliklar, özgür iradeleriyle kozmik bir plânin belli bölümlerini isgal ederek hizmet ve vazifelerini yürütürler.
Esitlik Varolustadir; Cisimde ve Sekilde Degil Varliksal Esitlik Ilkesi görünen degil, görünmeyen bir temele dayanir. Bu, cismanî ve sekilsel degil, varolustaki esitliktir. Yani varliklar ayri ayri degil, tek bir yaradilis darbesiyle (OL! ya da FIAT!) meydana gelmistir. Tüm varliklar tek bir Merkez'in Kanunlari'na bagli olarak tezahür etmistir. Varliklarin en derin ve temel ortakligi, "olus"laridir. Varolus bakimindan bütün varliklar esittir. Bu esitlik, varliklarin öz ya da maya birliginden kaynaklanir. Varliklar cisim ve sekilleri bakimindan farkli ve çesitli olsa da, Yaradilis Birligi ve Kanunlari bakimindan evrensel bir esitlige sahiptirler. Bu öyle bir esitliktir ki, görünümle, yani çesitli zaman, mekân ve boyutlarda tezahür eden maddesel formlarla zedelenmez. Varliksal Esitlik Ilkesi'ni tasidigindan dolayi tüm varliklar, Yaradan karsisinda oldugu gibi birbirleri karsisinda da esittirler. Bu Ilke'nin sonucu olarak bir boyutta atom olan varlik, baska bir boyutta galaksidir veya bir boyutta insan olan varlik, baska bir boyutta bir ilâhtir. Esitlik varolustadir; cisimde ve sekilde, yani tezahürde degil.
Görünüsteki Esitsizlik Aldaticidir Esitlik Ilkesi'ni mayalarinda tasiyan varliklarin, tezahürat âleminde maddesel formlar hâlinde çesitlilik, farklilik ve çokluk, yani esitsizlik sergilemeleri, gene özlerinde tasidiklari Seçme Özgürlügü Ilkesi'nden kaynaklanir. Görünmeyen görünenin içinden geçerek tezahür ettigi zaman, özdeki bu Birlik, her varlikta kendi seçimine bagli olarak çesitli sekillere bürünür. Madde âleminde gördügümüz esitsizlik ve çesitlilikler, isigin prizmadan geçip yedi renge ayrilmasi gibidir. Prizma ortadan kalkinca yedi renk kaybolur, ortada sadece isik kalir. Seçme Özgürlügü Ilkesi'ne bagli olarak varlik, yolunu kendisi seçer ve içinde bulundugu hâli kendisi hazirlar. Bize esitsizlik varmis gibi gelse de, varlik kozmik vazifesini, ancak o hâl içerisinde en mükemmel sekilde yerine getirebilir. O kadar ki, görünen esitsizligi teorik olarak esitlige çevirmek mümkün olsa, kâinatin düzeni bozulurdu. O hâlde görünen esitsizlikler varligin seçimine bagli oldugundan dogaldir. Ayrica tüm esitsizlikler rölatif olup geçicidir. Oysa Varliksal Esitlik Ilkesi varolustaki esitlik olup ebedîdir ve hiç bozulmaz. Tekâmül ya da gelisme, varliklar arasinda esitligin bozulmasi ya da bozulan bir esitligin dengelenmesi anlamina gelmez. Tekâmül, varligin Seçme Özgürlügü Ilkesi'ne bagli olarak kendi üslûbuna göre ilerledigi kozmik bir hizmet sürecidir. Varliklar tekâmül farkliliklarindan dolayi farkli sorumluluklar tasirlar. Buna bagli olarak sonsuz boyutlar içinde, sonsuz bir sekilde esitsizlikler, kademeleºmeler ve hiyerarºiler görülür. Varliklar farklilik, çesitlilik ve esitsizlik hâlinde bir Bütünlük olustururlar. Hiçbir varlik digerinden bagimsiz degildir. Her sey her seyin içindedir. Birindeki degisiklik hepsini etkiler. Her varlik, islemekte olan kozmik mekanizmanin esit derecede degerli ve vazgeçilmez birer unsurunu teskil eder. Varliklar bir agacin kökü, gövdesi, dallari, yapraklari, çiçekleri ve meyveleri gibidir; agaç ancak bu bütünlük içerisinde hayatiyetini ve fonksiyonunu sürdürebilir. Her varlik, kâinat düzeni içerisinde üzerine aldigi vazifeyi esit olmayan formlar altinda gönüllü olarak yerine getirir. Varlik tekâmül seyri içinde Merkez'e yaklastikça maddesel sistemin çoklugu, çesitliligi ve farkliligi kaybolmaya baslar. Varlik ayrintilardan kurtulur. Her sey birlesir ve ayniyet kazanir. Yani özde mevcut olan Varliksal Esitlik Ilkesi daha çok tezahür eder.
Yaradan Karsisinda Varliklarin Durumu Varligin Birligi Ilkesi'ne göre Yaradan için Varlik Bir'dir. Yani O'nun nezdinde varliklar degil, tek Bir Varlik mevcuttur. Bir olan Yaradan'in Bir yansimasi vardir; o da Varlik'tir. Tezahür öncesi tek ve Bir olan Varligin, tezahür ettikten sonra çokluga bürünmesi Varligin Birligi Ilkesi'ne halel getirmez. çünki tezahür eden Varligin durumu, sonsuz yüzeyli bir elmasin durumu gibidir. O yüzeylerin her biri nasil tek olan elmasin bir görünümü ise, sayisiz varlik sistemleri de Bir Olan'in sonsuz derecede farkli zaman, mekân ve boyutlardaki görünümünden ibaret bir Bütünlük'tür. Varoluslariyla beraber tüm varliklara nüfuz etmis olan Nur (öz, maya ya da Tanrilik Bilgi), her varlikta ayni derecede yayinlanmaktadir. Yaradan açisindan bakildiginda çokluk, çesitlilik ya da ayrilik degil; Birlik ve Esitlik görülür. Baska bir deyisle tüm varliklar ayni Ruhsal ve Maddesel Yasalar'a tâbidirler. O yasalar insandan insana degismez. Ates, ayrim gözetmeksizin herkesin elini yakar. O hâlde sonsuz çesitlilik gösteren tüm varliklar Yaradan karsisinda esittir. Bu, bir kürenin yüzeyindeki bütün noktalarin Merkez'e esit uzaklikta olmasina benzer. Dolayisiyla Yaradan'a göre hiçbir varligin digerine nazaran üstünlgü ya da seçilmisligi söz konusu degildir. Bu gerçegin aksini savunan her türlü ögreti geçersizdir. çünki Varliksal Esitlik Ilkesi'nden yoksun olduklari için çeliski ve adaletsizliklerle doludurlar.
Esitlik Ilkesi'nin Etik Sonuçlari Bu Ilke'ye göre bilgisi ve inanci ne olursa olsun, bütün varliklar Yaradan karsisinda esittir. O'na nazaran hiç kimse daha ileride ya da daha geride degildir. Kimse kimseye üstün kilinmamistir; efendi-köle ayrimi yoktur. Bu ilke geregi kimseye iltimas geçilmez ve kimse haksizliga ugramaz. Tanri Yasalari, hükmünü her varlik üzerinde esit sekilde icra eder. Iyi ya da kötü diye nitelendirdigimiz düsünce ve davranislar bu esitligi bozamaz. Herhangi bir insanin erdemli tutumu onu Tanri nazarinda daha seçkin bir hâle getirmedigi gibi, isledigi fiillerin kötülügünden dolayi kimse Tanri'nin gözünden düsmez. Tanri nezdinde bütün varliklar mutlak olarak esittirler. Varliksal Esitlik Ilkesi geregi Tanri, insani ne ödüllendirir, ne de cezalandirir. Aksi bir uygulama çeliski olurdu. Dolayisiyla basimiza gelen olaylar Sebep-Sonuç Yasasi geregi, daha önceki fiillerimizin sonucudur. Yani insan kaderini kendisi belirler. Görülüyor ki, fiillerimizden dolayi Tanri'ya degil, kendi varligimiza karsi sorumluyuz. çünki ruh bu yetkiyle yaratilmistir. O hâlde Tanri'dan korkmak yerine, anlayisimiz ölçüsünde O'nu sevmek ve saygi duymak gerekir. Tanri nezdinde esit olan varliklar, dogal olarak birbirlerine göre de esittirler. Ne var ki, bencilligi ve kibri nedeniyle insan bu gerçegi görememekte ve yeryüzünde bunun tersini uygulamaktadir. Bu Ilke geregi bütün insanlar ruh kardesidir. Yeryüzünde yarattigimiz siniflar ve kastlar Varliksal Esitik Ilkesi'ne aykiridir. Insanlari iyi-kötü, inanan-inanmayan, zengin-fakir, güzel-çirkin diye ayirarak bir kismini bas taci ederken, digerlerini hakir görmek bir yanilgidan ibarettir. Karsi cephe yoktur; herkes ayni taraftandir. Yukarida ya da asagida olan yoktur; tüm varliklar ayni seviyede olup herkes vazifesini yapmaktadir. Her varlik tek bir kozmik tablonun kendi seçtigi bölümünü islemektedir. Kim ne yaparsa yapsin ya da ne olursa olsun, kendi tekâmül küresinin merkezine dogru ilerlemekte ve merkeze yaklastikça tezahür âleminin zahirî esitsizligi giderek kaybolmakta ve Birlik Ruhu hâkim olmaktadir. Varliksal Esitlik; cismanî esitlik, firsat esitligi ya da anlayis gelisimi esitligi degildir. Bunlar ayni Ilke'nin tezahür âlemindeki basit görünümleridir. Varligin görevi, madde âleminin her türlü yanilticiligina ragmen bu esitsizligi fark ederek Varliksal Esitlik Ilkesi'ni yasamak ve yasatmaktir. Gerçek sevgi ancak bu anlayisa ulastiktan sonra dogar ve insanlar hiçbir adaletsizlik yapmadan, herkesi esit görerek "Yardimlasma ve Dayanisma" içinde suurlu yasarlar. Suurlu bir insan, Ruhsal ve Maddesel Kanunlari esit sekilde kullanarak dengeli bir hayat sürdürür. Hiçbir varlik ne yaparsa yapsin bu esitligi bozamayacagina göre, ayrica da varlik disi bir sistem tarafindan yargilanmayacagina göre, bütün sorumluluk tümüyle varligin kendisine ait olacaktir. Bu durumda bize düsen, insan kardeslerimizle, karsilik beklemeksizin evrensel bir "Yardimlasma ve Dayanisma" içinde olmaktir. Bir olan Varligin çesitli sekillerde tezahür etmesiyle geçici ve yaniltici bir esitsizlik dogmustur. Ancak her varlik farkli görünürse de özde Bir'dir. Yeryüzünde yarattigimiz "ben-sen" ayrimi kesin bir yanilgidan ibarettir. Varlik, maddeden siyrildigi zaman egoistik kökenli "ben ve sen" ayriminin olmadigini anlar. Ne var ki, maharet, bu gerçegi bedenli hâldeyken anlamaktir. Bedenli yasamimizda dis realiteyi çokluk, çesitlilik ve esitsizlik olarak algilayisimizin sebebi, sinirli duyularimiz ve suurumuzdur. Bundan dolayi Varligin Birligi ve Varliksal Esitlik gibi Temel Ruhsal Ilkeler'i kavramak için duyularin ve suurun askinlasip, küreselleºmesi gerekir ki, bu da özel bir Bilgi'yle olur.
3. SEÇME ÖZGÜRLÜGÜ ILKESI Tezahür âlemindeki çoklugun ve çesitliligin sebebi olan Seçme Özgürlügü, kâinattaki tüm varliklarin özünde mevcut olan temel ilkelerden biridir. Bu ilke, yine her varligin özünde mevcut olan Varliksal Esitlik Ilkesi'nin dogal bir sonucudur.
Seçme Özgürlügü Varliksal Esitlik Ilkesi'nden Kaynaklanir BIR olan Yaradan tek bir eylemle Varligin özünü var etmistir. Bu eylem, formlara bürünerek tezahür edecek olan Varligin yapisini Tanrisal Ilkeler'le donatmistir. Ayni varliklar bir seferde yaratildiklari için özde BIR'dirler ve özlerinde ayni Varliksal Ilkeler'i tasidiklari için de Tanri karsisinda ve bunun dogal sonucu olarak birbirleri karsisinda da kayitsiz sartsiz esittirler. Iste, bu Esitlik Ilkesi'dir ki varliklara sinirsiz bir Seçme Özgürlügü saglar.
Her Varlik Sinirsiz Ölçüde Seçme Özgürlügüne Sahiptir Yaradan Sonsuzdur; Yaradan'in yarattigi da sonsuzdur. Sonsuz Olan'dan sonlu bir varligin sadir olmasi abestir. Iste, ayni mantiga göre Varlik, sinirsiz bir seçme özgürlügüne sahiptir. Buradaki özgürlük ziddi olmayan bir kavramdir. Yani karsiti tutsaklik olan bir özgürlükten söz edilmemektedir. Bu, tezahür öncesi mevcut olan ve dolayisiyla ziddi olmayan ve de zaman ve mekânla sinirli olmayan bir özgürlüktür. Baska bir ifadeyle bu, Varligin tezahür etme özgürlügüdür. Varlik kendi iradesiyle diledigi yönü seçip, ilerler ve karsisina çikan sartlara uyum saglar. Varlik bu seçimiyle herhangi bir sey kazanmayacagi gibi, herhangi bir sey de kaybetmez. Varligin özgür seçimi, mevcut olan imkânlardan birini kullanmasi ve geri kalan imkânlarin da diger varliklara kalmasi seklinde degildir. Varligin disinda imkân diye bir sey yoktur; seçtigi anda o sey varlik için imkân olmaktadir. Bu durumda her varlik esit sekilde, sonsuz derecede seçme hakkina sahiptir; kaldi ki, varligin disinda sonsuz sayida imkân olsa bile, seçilen herhangi bir imkân, o imkânlarin sonsuzlugunu eksiltmez ve geri kalan varliklara da sonsuz derecede seçme imkâni kalir.
Tezahür Âlemindeki Farkliligin Sebebi: Seçme Özgürlügü Tasidiklari öz bakimindan esit olan varliklarin tezahür âleminde farkli görünümleri, varlik disi bir sistemin keyfî iradesinden degil, varligin bizzat kendi iradesinden kaynaklanir. Varligin sinirsiz seçme özgürlügünün sonucu olarak, tezahür âleminde çesitli hiyerarsiler dogar. Özde bir ve ayni olan varliklarin kendi iradelerine bagli zahirî kademelesmeleri Varliksal Esitlik Ilkesi'ni ihlâl etmez. Ayni varlik Seçme Özgürlügü Ilkesi'ni kullanarak bir atomu yönetebilecegi gibi, bir Günes Sistemi'ni de yönetebilir. Tezahür âlemindeki basamaklasma ve esitsizlik, varligin yaratilisiyla beraber özünde tasidigi Seçme Özgürlügü'nün sinirsizligini gösterir.« Geri İleri »
|
|
 |
|