 |
|
 |
|
|
| |
Bedri RUHSELMAN - İlkeleri
İlkeleri Bildiği, inandığı, kabul ettiği, sistemleştirdiği her fikrin ve bilginin fiil halinde ortaya çıkışında, daima ve daima ilkeleri kullanırdı. Yani şaşmaz temel hakikatleri kendisine rehber edinmişti. Zaten ilkelere tam anlamıyla uyularak vazifenin yerine getirilişi konusunda, en küçük bir sapmaya bile hoşgörü göstermemesi, ancak böyle bir hali yaşamasıyla mümkün olabilirdi. Dr. Bedri Ruhselman'ın vazife anlayışı çok kapsamlıydı. Vazife konusunda çok titiz davranırdı. Yaşayan her varlığın bir vazifesi olduğunu savunur ve vazifenin bir ahlak anlayışı olduğunu herkese öğretmek isterdi. Vazife onun için kutsaldı. Vazifenin en kısa tanımını şu şekilde yapmıştı: "Fiillerin ve hareketlerin amacı vazifedir. Yani insan hangi durumda olursa olsun, ne yaparsa yapsın vazifesini yapmaktadır. İster farkına varsın, ister varmasın, her varlık Hizmet ve Vazife Kanunu’nun gereğini yerine getirmektedir. Bir böcek bedenini yöneten varlık da vazifesini yapar. Bir gezegeni yöneten varlık sistemi de. Ancak içinde bulundukları şartlara ve şuur kapasitelerini kullanma gücüne göre, biri içgüdüsel ve otomatik tarzda vazifesini yapmaktadır, diğeri ise şuurlu bir tarzda." Tüm yaşamı ve eserleri insanlığa rehber olan Dr. Ruhselman, İlahi İrade Yasaları'na eserlerinde geniş yer vermiştir. İlahi İrade Yasaları hakkında özetle söyledikleri şunlardır: "İlahi İrade Yasaları hiçbir tesir, hiçbir hareket ve hiçbir kuvvet ile yönünden kıl kadar bile şaşmaz. İlahi İrade Yasaları'nın kapsamı, evren kavramını da her yönden aşmak ilkesini içerir çünkü evren ancak bu yasaların gerekleriyle ayakta durabilmektedir. İlahi İrade Yasaları; insanların yasaları gibi, belirli zamanların toplumsal zorunluluklarına bağlı anlayışlardan doğan bir ruh durumunun ifadesi değildir. Onlar, evrenin ezelden ebede kadar oluşunu, bu oluş halinin sonsuz şartlarını ve bu şartların birbiriyle olan ilişkilerini belirleyen ve saptayan hükümleri içerir. İlahi İrade Yasaları'nın gereklerine uygunluk göstermek, her varlık ve bütün evren için bir zorunluluk olduğu kadar, bir kaderdir de. Bu gerçeğin başka bir dille ifadesi de şudur: Evrende her olmuş bulunan şey, kesinlikle, kendisinden evvel var olan başka bir hareketin zorunlu olan sonuçlarından birisidir çünkü hiçbir şey, hiçbir hareket İlahi İrade Yasaları'nın gereklerinden kendisini kurtaramaz ve bütün gerçekleşme imkanları ancak bu gerekler içinde akar gider. Her düşünen, duyan ve görebilen ciddi bir gözlemci evrende bulunan olayların hiçbirisinin insana anlamsız ve yersiz bir fikri telkin edici içerikte olmadığını, aksine bunun bütünüyle zıddının her olayda, en kör olanın bile gözüne batacak kadar belirdiğini söylemekte bir an bile kararsızlık göstermez. İlahi İrade Yasaları; gerekleri hiçbir zaman değişmeyen, hiçbir etki altında şaşmayan ve bu sayede evrenin düzen ve uyumunu sağlayan ilahi yaptırımlardır. Varlıkların iradeleri ise, bu yasaların herhangi birinden belirli şartlar altında yararlanmak özgürlüğüne tam anlamıyla sahiptir. Benzer şekilde, bir doğa yasasının yine belirli şartlar altında kullanılması, onun, belirli sonuçlarından biriyle karşılaşılmasını zorunlu bir sonuç haline getirir. İlahi İrade Yasaları'nın belirtilerinden olan düzen ve kuralların birisine ya da ötekine uymak, varlıkların bütünüyle kendi durum ve yeteneklerine ait bir iştir. Dışarıdan hiçbir kudret, zorla bu düzen ve kurallardan birisine uymak konusundaki varlığın bağımsız seçme hakkını onun elinden alamaz." (*)« Geri İleri »
|
|
 |
|